Journal

City 2.0 – Urban Regeneration Towards Smart Cities

March 3, 2015

Nagihan Girit  of Dipnot.tv interviewed Inanc Eray on current urban regeneration operations in Turkey, and questioned the potential of Istanbul to become a Smart City. Here is the full text of the interview in Turkish:

DipNot Tablet 150224

NG: Türkiye’nin belli bölgelerinde kentsel dönüşüm projeleri yürütülüyor. Süreç nasıl ilerliyor sizce?

IE: Kentsel Dönüşüm; altyapı, ekonomi, politika, mimari, istatistik, sosyal doku gibi bir çok alan ile temas eden, onların birbiri ile nasıl etkileştiği ile doğrudan ilişkili bu nedenle de üstünde çok düşünülmesi, egzersiz yapılması gereken bir konu. Kentlerin ana karakterlerinin ne olduğundan, kentler için hedeflenen yerlerin onlara ne kadar uygun olduğuna, bunu sağlayacak altyapıların olup olmadığına ve sonrasında yaratılan yaşamın ne kadar hetorojen olabildiğine kadar daha bir çok soruyu, sorguyu barındırıyor.

İngiltere ve Amerikada yüzyılın ikinci yarısında yapılan kentsel dönüşüm denemelerinin sonuçları ancak şimdilerde anlaşılıyor. Örneğin İngiltere’nin Docklands bölgesi bundan 10 sene önce çok eleştirilen bir dönüşüm örneği iken, şu anda nüfusun oraya yerleşmesi ve çevre mahalle bağlantılarının güçlenmesi ile (DLR, City Havalimani) gece gündüz yaşayan bir kent parçası olabilmiş durumda. Dolayısı ile kentsel dönüşümleri uzun soluklu süreçler olarak algılamak çok önemli.

Türkiye’de bugün kentsel dönüşüm anlamında bir çok çalışma yapılıyor. Atılan bu ilk adımların halihazırda tek disiplin ya da tek amaç öncelikli ilerlediğini düşünüyorum.

Örneğin deprem önceliğinde üretilen ve sadece sağlam yapı yapmayı amaçlayan süreçlerin nasıl dokular yarattığına hepimiz şahitlik ediyoruz. Birbiri ardına hızlıca dikilen beton bloklar, insanların barınma ihtiyacını karşılıyor ancak, malesef, iyi bir kent hayatı üretemiyor.

Son dönemlerde, yeni kent tasavvuru yaratmak önceliğinde üretilen, pastiş cephe örnekleri de kentlinin sosyal hayatına yaşayışına dair birşeyler söyleyemiyor.

Çin’in büyük kentlerinde, Körfez Ülkelerinde yapılan kentsel üretim denemelerine baktığımızda ise işlev öncelikli tasarlanan spor şehirleri, sağlık şehirleri, finans şehirleri karşımıza çıkıyor. Tek yönlü kurgulanan bu yaklaşımlar malesef yaşanabilir ve sürdürülebilir sonuçlar vermiyor.

Biz kentsel dönüşümün baskın bir söylemden ziyade disiplinlerin birbirini dönüştürdüğü, disiplinler üstü, çok paydaşlı, katılımcı kent müdahaleleri üzerinden yapılmasına inanıyoruz. Bu anlamda şehirde yapılacak düzenlemelerin şehrin altyapısı, ulaşım kapasiteleri, tarihi ve kültürel dokusu ve sosyo-ekonomik durumu için yapılacak küçük ölçekli müdahale projeleri üzerinden test edilmesini, bu projelerden elde edilecek datanın anlamlandırılarak yol alınmasını benimsiyoruz.

Böylesi bir yaklaşım, özünde şehrin tüm unsurlarının data haritalarının çıkarılması ve anlamlandırılması üzerine inşaa edildiğinden, tüm paydaşların ağırlıkları oranında katkı yaptığı yeni geleceklerin yaratılacağına inanıyoruz.

Bu anlamda mimar tanımı da bir tasarımcıdan öte her disiplinden aktörleri bir araya getiren bir moderatör olarak evriliyor. Bu yöntem ve çalışma prensipleri ile hazırlanan, Hamburg’daki Hafen City projesini tarihi dokusunun dönüşümü için, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Masdar City projesi yeni baştan yaratılmış akıllı kent denemesi için örnek gösterebiliriz. Bu dönüşümler nasıl sonuçlanacak bekleyip göreceğiz.

Bizim özelimizde ise Adana’da Yüreğir Belediyesi ile son 1 yıldır yürüttüğümüz çalışmalar bu anlamda iyi sonuçlar oluşturmak adına umut vadediyor. Bizler de süreçleri merakla ve heyecanla takip ediyoruz.

NG: Şehirlerin de farklı anatomileri var. Dönüşüm için ne gibi özellikler gerekli?

IE: Bu çok doğru bir tespit. Şehir canlı bir organizma, bir ağ gibi. Her bir şehrin kendine has (coğrafi, sosyal, ekonomik vs) koşulları, kendine has karakteri var. Şehirler aynı insanlar gibi, doğuyorlar, büyüyüp gelişiyorlar, sonrada oluyorlar. Bir insanın hayatı ile ne yapmak istediğine karar vermesi gibi, bir şehrin de ne olmak istediğine karar vermesi gerekiyor.

Bu karar, ancak şehri şehir yapan özelliklerin üzerinden çizilecek bir vizyon ile şekilleniyor. Modayı takip ederek,  bir sezon Hamburg, Paris gibi kıta avrupası şehri olmayı istemek, diğer bir sezon Dubai, Vegas gibi baştan yaratılmak istemek uzun vadede şehirlere has kimlikler yaratamıyor. Bu kimliği yaratabilmek için öncelik bir şehrin vizyonunu ortaya koyması ve bu vizyonu destekleyecek ekonomik, sosyo-kültürel olgunlukta olması sanırım.

Çizilecek bu vizyonun (bir belediye, yada bakanlık gibi) üst idare tarafından koyulması da gerekmiyor. Yaşadığımız sosyal medya çağında gelişen bir çok kitlesel fonlama sistemi ile yaşadığımız kenti birey olarak dönüştürmek olası. Bunun en güzel örneklerinden biri olarak New York şehrinde East River’da, yaklaşık 3200 kişinin desteği ile gerçekleşen Pool Plus projesini gösterebiliriz. https://www.kickstarter.com/projects/694835844/pool-tile-by-tile

NG: İstanbul akıllı şehir olma yolunda ilerliyor mu? (akıllı şehir olmaya uygun mu?

IE: İstanbul’un bu konuda çok büyük bir potansiyel taşıdığını düşünüyorum.

2009 yılından beri kent dönüşümleri üzerinde yaptığımız araştırmalarda, özellikle de  son iki yılda Bilgi Üniversitesinde verdiğimiz ders kapsamında öğrencilerimizle birlikte istanbulun birçok noktasını deneyimleme fırsatı bulduk. Topoğrafyası, kültürel mirası, nüfusu, yapı stoğu ve ulaşım ağları arasında sürekli bir etkileşimin yaşandığı, kent katmanlarının hergün bu sürtünmenin arasında kaldığı çok enteresan ve aktif bir şehir İstanbul.

Böylesine bir kentin dönüşümünde disiplinler üstü kent müdahalelerini şehir için bir nevi akapunktur operasyonu olarak görüyoruz.

Bu yöntemin en önemli araçlarından biri de akıllı teknolojilerin şehre entegre edilmesi ile şehirdeki tüm operasyonların ölçümlenebilir ve anlamlandırılabilir birer veri haritasına dönüşmesi oluyor. Şehrin operasyonel verimsizliklerinden kaynaklanan ana problemler ancak büyük veriyi anlamlandırarak ortaya çıkıyor. İstanbul gibi çok bilinmeyenli bir denklemin çözümü bizce buradan geçiyor. Umarım zamanla bu yönde daha çok yol alma imkanı bulabiliriz.

NG: Yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde, şehircilik ve mimari bağlamında yanlışlardan söz edebilir miyiz?  

IE: Doğru ya da yanlış aslında çok göreceli kavramlar. İçinde bulunulan durum, zaman, yere göre değişkenlik gösteriyor ama asla bir mutlaklık ifade etmiyor. Fikirlerimiz ve savlarımız gibi kent/mimarı üretim şekillerimiz de teknolojinin bize sunduğu imkanlar dahilinde gelişiyor. Önceden bir yapının tasarım süreçlerinde maket üretimi için kullandığımız zamanda, artık onlarca 3 boyutlu model hazırlayabiliyoruz, bu bizlerin hem görsel hem de düşsel anlamda ufkunu açıyor.

Aynı şekilde artık, şehir üzerinde de kitle hareketleri simulasyonları, lokasyon verişine dayalı haritalandırmalar, yapı stoğunu simüle eden görselleştirme araçları, 3 boyutlu tarayıcı ve yazıcılar gibi bir çok bilgiye ulaşımımız var. Örneğin, New York belediyesi toplu ulaşım güzargahlarının yerlerinin belirlenmesi için  şehrin gayrimenkul değerleme simülasyonları hazırlıyor ve yeni durakları onu altlik alarak düzenliyor.

Şehircilik ve mimarı bağlamda söz edilebilecek yanlış bence bu teknolojilerden faydalanmadan, onları kentsel ve mimarı tasarım süreçlerine dahil etmeden süreçleri yürütmeye çalışmak olur.

Share this journal